İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

İzmir’de Bekleyenler..

Kentin tarihini üzerinde taşıyan ve imbata göğüs geren Yunan Konsolosluk yapısı, nesillere örnek bir yaşamı anlatır.

Yazı: Cihat Kemal Pehlivanoğlu / Mimar

 

İzmir’de ticaretin gelişmesinde, körfezin ve limanının rolü büyüktür. Korunaklı yapısıyla açık denizin etkilerinden uzak olmasının yanında tonajlı gemilerin de yanaşmasına uygun bir kıyı derinliğine sahiptir. Kısaca İzmir, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze Anadolu’nun batıya açılmasında en önemli kapılardan biridir.

Yoğun ticaretin etkileri ile ticaret yapılan dış ülkelerin zamanla İzmir’deki temsilcileri ve en önemli temsil kurumlarından birisi, konsolosluklar oldu. Konsolosluk yapıları da birer çekim merkezi halindeydi.

18.yüzyıldan itibaren Fransa, İngiltere, Venedik ve Hollanda konsolosluklarının şehirde yer aldıkları ve kıyı kesiminde konumlandıkları görülür. Ticaretin yoğun olması ve buna yönelik hizmetin karşılanabilmesi için yapılar, genellikle liman ve yakın çevresinde konumlanır.

Rıhtımın doldurulmasıyla birlikte 20. yüzyılda Yunan Konsolosluğu’nun kıyı şeridine taşındığı, 1901 yılında Alman Konsolosluğu’nun sahilde yer aldığı bilinmektedir. Yunan Konsolosluğu, yakın tarihe kadar Kordon’da faaliyetini sürdüren Alman Konsolosluğu ile bitişik olarak yer almaktadır.

Döneminde bankacılık ve sigortacılık işlemlerinde yeni düzenlemeler yapılması sebebiyle, ticaretin tam merkezinde yer alan konsolosluklar, zamanla görev yerlerinde değişikliklere gitti. . 

1922’den sonra, Birinci Dünya Savaşı ile kapanmış olan konsoloslukların yanı sıra, bazı konsolosluklar da yeniden Kordon’da yerleşti. Camcılar bölgesinde yer alan Yunan Konsolosluğu, Birinci Kordon’da Bela Vista olarak anılan bölgede konumlandı. 

O dönemde popüler yerleşim yeri olan bölgede yer alan Yunan Konsolosluğu yapısı, bitişik yapılaşmalarda olduğu gibi konut yapısı olarak tasarlandı. Goad tarafından hazırlanan İzmir sigorta haritalarında bu bölgede gösterildi.

Yunan Konsolosluğu, bir İtalyan aile için yapılmış konut yapısı olan Alman Konsolosluğu’nun hemen sol bitişiğinde, 20. yüzyıl başlarından itibaren faaliyet gösterdi. Rubellin tarafından çekilen eski İzmir fotoğraflarında, günümüzde Yunan Konsolosluğu olarak kullanılan yapı da görülebilmektedir. 

Simetri

Yunan Konsolosluk yapısının genel cephe karakteristiği simetri duygusunu vermektedir. Simetrideki ana vurgular, düşeyde pilastr şeklindeki kolonlar, orta aksta yer alan giriş kapısı, alıklıklı düşey pencereler, yatayda ise kat silmeleri ve mermer balkon ile verilmiştir.

 Zemin kattaki giriş kapısının yüzeyleri mermer kaplamalarıyla yapının diğer sıvalı kısımlarından ayrılmış ve hemen üzerindeki mermer balkon ile de taçlandırılmıştır. Kapının iki yanında yer alan kolonlar, basamaklar, giriş saçağı niteliğindeki balkon ve balkonu taşıyan konsollar, mermerden inşa edilmiştir. Giriş kapısının basık kemerli yapısı, cephe yüzeyi üzerinden ve kapının her iki yanından üçlü düzenleme ile pilastr şeklindeki kolonlar kademe şeklinde düzenlenerek giriş aksı güçlendirilmiştir.

Ana giriş kapısının hemen sağ ve solunda yer alan basık kemerli ve alınlıklı iki adet düşeyde pencere yer alır. Cephede iki dış kenarda bu pencerelerin yanında aşağıdan yukarıya daralan tekli pilastr şeklinde kolonlar bulunur. Tekli bu kolonların üst başlıkları üst kat silmesi ile birleşir. 

Yapının birinci katında giriş sacağı olarak tasarlanmış olan mermer balkon, dörtlü mermer konsollar tarafından taşınmaktadır. Balkon döşeme tavanı üç modülden oluşmaktadır. Bu modüllerin üzerlerinde bikri motifleri yer almaktadır.

Birinci kat cephe pencereleri simetrik düzenleme ile balkon iki yanında yer almaktadır. Ve iki adet konsol ve düz bir sacak ile çerçevelenmişlerdir. Zemin kat pencereleri üzerindeki konsol ve sacak ile aynı özellikleri taşınmaktadır. Ancak birinci kat pencereleri kemerli değildir.

Balkon iki yanında birinci katta da zeminden devam ederek gelen üçlü pilastr kolonlar birinci kat silmesine kadar devam etmektedir. Birinci kattaki pilastr kolonlar zemindekilerden farklı olarak yivli olarak yapılmıştır. Düz sacaklı balkon kapısının hemen üzerinde birinci kat silmesinin üzerinde yükselen üçgen alınlık yapının ana karakteristiğini giriş aksını da vurgulayarak ortaya koymaktadır.

Birinci kat pencere alt kısımları tüm cephe boyunca geçen silme ile kat arası silmesine uyumlu bir şekilde belirginleştirilmiştir. Bu iki silme arası yapının simetriğine uygun olarak üçlü panolara bölünmüştür.

Cephenin iki kenarındaki kolonların üst başlıkları tek kademeli olarak kolon üst başlığı şeklinde düşünülmüştür. 

Neo Klasik mimari

Özgün yapı, Neo Klasik bir mimari üsluba sahiptir. İki katlı ve bodrumlu olan yapı kargir malzeme ile inşa edilmiştir. Yapının arka cephesi ön cephesinde farklı olarak sade bir şekilde ele alınmıştır. Yapıya bitişik müştemilat kısmının cephesinde ise pencere kenarlarında taşkın söveler yer almaktadır. 

Yol kotu zaman içerisinde yükseldiğinden bodruma açılan havlandırma pencereleri yol kotundan alt seviyelerde kalmıştır. Yapı dikdörtgen forma sahiptir. Giriş holünde eklenti olarak alçak tavanlı camlı bir ek bulunmaktadır. Giriş holünden hemen sofaya ulaşılmaktadır. Sofanın tavanı klasik kılıç-palmet-kimatyon-tespih motiflerinin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş klasik bir forma sahiptir.

Sofanın hemen sağında konsolos odası bulunmaktaydı. Odanın kuzey duvarında şömine yer almaktadır. Sofaya bağlı ana merdivenin hemen alt kısmından müştemilat bağlantısı görülür. Müştemilattan arka avluya açılan bir çıkış bulunmaktadır.

Yapıda birden fazla düşey bağı sağlayan merdiven öğesi bulunmaktadır. Ana döküm korkuluklu merdivenden birinci kata ulaşılmaktadır ve bir kapı ile sonlanmaktadır. Merdiven tavanında ışıklık yer almaktadır. 

Yapının orta sofalı plan şeması birinci katta da devam etmektedir. Sofanın ortasında kemerli geçiş ile balkon hacmine geçilmektedir. Birinci kattaki tavan bezemeleri sadedir.

Yapıda zeminde kuzey yönünde santimetre bazında eğilme söz konusudur, zemindeki dolgu ve deformasyonlar yapının statik dengesini etkilemektedir. Zemin sularının etkilerine maruz kalmakta olan konsolosluk yapısı, İzmir’i bekleyen önemli mimari değerlerimizdendir.

İzmir tarihini üzerinde taşıyan, imbatı karşılayan bu tarihi yapı, nesillere örnek bir yaşamı anlatmaktadır.

DERGİ ARŞİVİNDEN