İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Basmane Garı

Hüznün ve sevincin durağı

Bu kente gelen, bu kentten ayrılan sayısız yolcunun anılarını belleğinde saklayan bir tarih mirasıdır Basmane Garı

 

Yazı: Yrd. Doç. EMEL KAYIN / DEÜ Mimarlık Fakültesi

 

İzmir’de 17. yüzyıldan başlayarak uzun mesafe kervan ticaretinin bu kente yönlenmesiyle başlayan ticari hareketlilik ve bu süreçle birlikte şekillenen sosyo-ekonomik yapı, 19. yüzyıla gelindiğinde netleşmiştir. Bu dönemde İzmir, kentte yaşayan Avrupalıların oluşturduğu Levanten gruplar ve geçici olarak kente gelen Avrupalı tüccarlar aracılığıyla dış dünyaya eklemlenmiş; ulaşım, finans, haberleşme benzeri sistemlerini de yeni gelişmeler çerçevesinde çağdaşlaştırmıştır. Kentsel mekâna yeni idari yapıların yanı sıra, sigorta şirketi, denizcilik acentesi, tiyatro, sinema, banka, otel gibi kullanımların “Batı tarzı bir anlayışla şekillenen mimari karşılıkları” olarak yansıyan Avrupa etkisi, ulaşım alanındaki varlığını demiryolları ve liman tesislerinin inşasıyla ortaya koymuştur. İngiliz ve Fransızların egemenlik gösterdiği demiryolu ve liman yatırımları, Anadolu’dan elde edilen hammaddelerin Avrupa’nın endüstrileşen kentlerine nakli ve orada üretilen ürünün de yeniden bu topraklarda pazarlanması biçiminde yürütülen ticari döngünün daha hızlı-çağdaş biçimde yürütülmesini sağlayacak bir girişim olarak şekillenmiştir. İzmir’de demiryolları girişimi, 1856 tarihinde İngilizler tarafından alınan bir imtiyazla var edilen İzmir-Aydın demiryolunun inşasıyla başlamıştır.

Bir yerleşkenin parçası olarak konumlanan ve Endüstri Devrimi’nin metalik ruhunu yansıtan demir makaslarla karakterize olan Alsancak Garı, İzmir-Aydın hattının başlangıç noktasını oluşturmanın yanı sıra, Kemer-Şirinyer-Buca hattı aracılığıyla merkezden banliyölere erişim verir. Bu yöndeki bir diğer ilişki, 1867 tarihli imtiyazla başlatılan ve 1880’lerde bitirilen liman inşası paralelinde yapılan Rıhtım Caddesi (Kordonboyu) aracılığıyla sağlanan gar-liman bağlantısıdır. İzmir’e ulaşan demiryolu ulaşımının bir diğer ayağını, kenti Kasaba (Turgutlu), Manisa, Soma, Alaşehir, Uşak gibi merkezlere bağlayan ve imtiyazı 1863’te verilen İzmir-Kasaba hattı oluşturur. İngilizler ve Fransızların girişimiyle başlatılan ve kenti verimli Batı Anadolu ovalarıyla ilişkilendiren hattın giriş kapısı Basmane Garı’dır. Garın konumlandığı bölgenin de buradaki Çorakkapı Camisi’nin adına yansımış olan bir “kapı” kimliğinin bulunduğunu söylemek mümkündür. Kente gelen iki önemli kervan yolundan birini teşkil eden Balıkesir-Manisa-Akhisar yolunun, Kemer mevkiinde yer alan Kervanlar Köprüsü’nden geçerek kente vardığını ve Kemeraltı’na buradan yönlendiğini hatırlamak bu konumlanmanın anlamını da ortaya koyacaktır.

Batı esintileri taşıyan bir yapı

Kentte varlık bulan demiryolu mimarisi, başta gar binaları olmak üzere dönemin Avrupa’da geçerli yönelimlerini, özellikle de inşa sürecinde egemen olan İngiliz ve Fransız etkilerini göstermektedir. Basmane Garı, Fransız yönelimi paralelinde “demiryolu hattını karşılayan bir hat sonu yapısı” olarak inşa edilmiştir. Yapının kitlesel, estetik ve teknolojik çözümleri Batı merkezlidir. Ancak çevresel ilişkileri itibarıyla İngiliz yönelimi içinde -hatta paralel biçimde inşa edilmiş olan- Alsancak Garı’ndan farklılaşır. İki gar yapısı mimari dilleri ve strüktürel kuruluşları itibariyle de kendilerine özel karakteristikler gösterirler.

Basmane Garı, üç bölümlü, simetrik ve ana girişin yer aldığı orta bölümün yükseltildiği bir kurguda inşa edilmiştir. Yapı programında bekleme salonu, peronlar ve idari ofislerin yanı sıra, atölyeler, barınma birimleri ve hizmet hacimleri vardır. Garın iç mekân çözümlerinde rasyonel bir yaklaşım egemendir. Girişten ulaşılan ana holün iki yanında bekleme salonu, idari birimler ve hizmet hacimleri yer alır. Ana holden peronlara geçilir. Peron bölümünü örten çatı, yirmi üç metre civarında bir açıklık geçen iki basık tonozu taşıyan ve kendi dönemi için özellikli detaylara sahip olan demir makaslarla taşınmaktadır.

Yapının inşa edildiği ilk evresini gösteren fotoğraflarda, orta bölümün beşik çatıyla örtüldüğü, taş duvarların sıvasız olduğu ve güney cephesinde bir çıkmanın yer aldığı gözlenmektedir. 1930’lara ait fotoğraflarda ise, orta bölümün oldukça dik bir eğime sahip olan bir kırma çatıyla örtüldüğü görülür. İç mekânda işlevler farklılaşsa da, cephe mutlak bir simetri gösterir. Dönemin Neoklasik beğenilerini yansıtan alınlık, pilaster, silme gibi öğeler cepheye yansıtılmıştır. Meydana yönlenen uzun giriş cephesi, çeşitli parçalanmalarla hareketlendirilmiştir.

Dik çatılı orta bölüm, üç katlı ve merkezi bir kurguda yükseltilerek ayrıştırılır. Demiryolu sistemine ilişkin yazı ve simgeler de bu parçanın üzerinde yer alır. Her bir katın ötekinden silmelerle ayrıldığı tipik bir düzene sahip olan bu bölümde, binanın zemine bastığı noktalar gibi, duvar köşeleri ve kemerli giriş kapıları da kesme taş dizileriyle ağırlık kazanmıştır. Yan kanatlarda ise cephe, alınlıklı bir bölüm ile kırma çatılı diğer bir bölüm olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Yüksek giriş parçasının iki yanında yer alanalınlıklı bölümler hafifçe dışa taşarak varlıklarını ortaya koyarlar.

Gerek İzmir’i artalanına bağlayan ticari bir kapı olması, gerek 1936’da açılan İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark’ın yarattığı hareketlilik, gerekse bu çevrede odaklanan ve bölgeye “Oteller Bölgesi” adını kazandıran konaklama kullanımının varlığı, Basmane Garı’nın önemini, 19. yüzyılda olduğu gibi Erken Cumhuriyet döneminde de korumasını sağlamıştır.

Anadolu’yu “demir ağlarla örmek” şeklinde özetlenebilecek Cumhuriyet ideali 1950’lerden sonra hızını yitirirken, Basmane Garı kentteki diğer tarihi gar yapıları gibi bir yıpranma sürecine girmiş; yine de çeşitli bakım ve onarımlarla hizmet vermeyi sürdürmüştür. Demiryolu idealinin öneminin yeniden anlaşıldığı ve sistemin çağdaş teknolojilerle yenilendiği günümüzde ise tüm demiryolu yapıları gibi Basmane Garı için de yeni bir süreç başlamıştır. Kentin “ulaşım, ticaret ve endüstri tarihleri açısından bir belge yapı” olmanın yanı sıra, “kente gelen, kentten giden sayısız yolcunun anılarını saklayan bir bellek yapı” olan Basmane Garı’nın gelecek yolculuklara tüm bu kimlikleriyle birlikte ulaştırılması gereklidir.

DERGİ ARŞİVİNDEN