İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Antik dönemin isyankar şehri: Teos

Arkaik, Roma ve Helenistik dönemlerin en önemli ticaret kentlerinden Teos, yeniden başlanan kazılarla hayranlık uyandıracak bir açık hava müzesine dönüşecek

 

Doç. MUSA KADIOĞLU- Ankara Üniversitesi,

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dal

 

Teos Seferihisarİzmir’in Seferihisar ilçesi (Türkiye’nin ilk sakin şehri = Citta Slow), Sığacık Mahallesi’nde yer alan antik liman kenti Teos, İzmir’in yaklaşık 50 km güneybatısındadır. Seferihisar’dan güneybatıya ayrılan yaklaşık 10 kilometrelik asfalt yol, antik kentin merkezine, yani Anadolu’nun en büyük ve Helenistik Dönem’in ünlü mimarı Hermogenes’in eseri olan Dionysos Tapınağı’na kadar ulaştırır sizi. Mandalina ve yüzyıllık zeytin ağaçları arasında yükselen antik kalıntılar bin yıllardır var olma çabası içerisindedirler. 

Geleneğe göre, yerli halkını Karlar’ın oluşturduğu kente önce Boiotia, sonra da Atina’dan gelen göçmenler yerleşmiştir (Pausanias VII 3,6). Pherekydes, kentin kurucusu olarak Boiotia kralı Athamas’ı göstermektedir.

Milattan önce 600 yıllarında Thales, 12 İon kentinin merkezi olarak Teos’un seçilmesini önermiştir. Ancak Thales’in önerisi kabul görmemiştir. Panionion Birliği’nin bir üyesi olan Teos, deniz ticaretinden dolayı hızlı bir şekilde gelişmiş ve çok geçmeden halkının büyük bir bölümünü Phokaia ve Ephesos’a gönderecek duruma gelmiştir. Teos çok erken bir dönemde coğrafik konumundan dolayı büyük bir ticari önem kazanmıştır. M.Ö. 6. yüzyılda bu önemli ticari ilişkilerin izleri, Eski Mısır’a kadar takip edilebilmektedir. Kent, ticari amaçla Nil Deltası’nda yer alan Naukratis kentinin kurulmasında rol oynamıştır. M.Ö. 545 yılından sonra kent, Pers komutanı Harpagos’un eline geçmiştir. Teos, İon birliğinin bir üyesidir. Ancak bu dini ve politik birliğin Pers Kralı II. Kyros’un Batı Anadolu’daki Eski Yunan şehirleri üzerindeki baskısını kıramaması sonucu, birçok Teos’lu M.Ö. 543 yılında kenti terk etmiş ve Trakya Bölgesi’ndeki Nestos Deltası’nda yer alan ve daha sonra önemli bir koloni şehri olan Abdera kentini (günümüzde İskeçe yakınında) kurmuşlardır. Abdera M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış ünlü filozof Protagoras ile Demokritos’un vatanıdır. Bazı yazıtlar aracılığı ile iki kentin arasındaki ilişkinin çok yakın olduğunu ve Teos’ta alınan yasal kararların Abdera’da da geçerli olduğunu bilmekteyiz. Teoslular, Abdera’nın dışında M.Ö. 544 civarında Kuzey Karadeniz kıyısında Phanagoria kentini de kurmuşlardır.

Söz konusu göçe rağmen Perslere karşı sürdürülen M.Ö. 494 yılındaki Lade Deniz Savaşı’nda Teos, İon donanmasına 17 gemiyle sayı bakımından en büyük desteği veren kentlerden birisidir. İon Ayaklanması’nın Persler tarafından bastırılmasından sonra Teos, tekrar Pers yönetimi altına girmiştir. Ancak Teos, M.Ö. 479 yılında Mykale Deniz Savaşı’nda Eski Yunan Donanması’nın galip gelmesiyle Pers yönetiminden kurtulabilmiştir. O zamandan itibaren Teos, Attika-Delos Deniz Birliği’nin bir üyesidir ve bu birliğe “altı talent” gibi yüksek bir vergi ödeyecek kadar varlıklıdır.

Peloponnesos Savaşları’nın son sekiz yılı süresince Atina ve Sparta söz konusu bu zengin şehri oldukça zarara uğratmışlardır. Spartalıların Pers desteğiyle zafere ulaşmasından sonra, Anadolu’daki diğer Eski Yunan şehirleri ve Teos gibi, Spartalılar da Pers Büyük Kralı’nın iktidar isteğine karşı gelmişlerdir. Fakat M.Ö. 387 yılındaki Antaldikas Barışı ile Teos tekrar Pers yönetimi altına girmiş, ancak kent Büyük İskender (M.Ö. 334) ile birlikte tekrar özgürlüğüne kavuşmuştur. Büyük İskender, Teos’u bir kanalla İzmir Körfezi’ne bağlamayı tasarlamıştır.

M.Ö. 304 yılında tüm İonia Bölgesi’nde etkin olan deprem sonucu olasılıkla Antigonos Monophthalmos Lebedos ile Teos kentlerini synoikismos (Antik Çağ'da bir kaç kent ya da ufak yerleşim birimlerinin bir araya gelerek oluşturduğu kent-devletlere verilen ad) ile birleştirmeyi planlamış ancak söz konusu bu plan uygulanamamıştır. I. Attalos yönetimi altında Teos, Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. üçüncü yüzyıldan ikinci yüzyıla geçişte Teos Kenti, artık Pergamon Krallığı’na bağlı değil, ancak görünüşte III. Antiokhos’un yönetimi altındadır. Çünkü Teosluların tapınakları için sığınma hakkı ayrıcalığına ilişkin ricaları bir Seleukos elçisi tarafından Roma Senatosu’na iletilmiştir. Ancak M.Ö. 192 - 188 yıllarındaki Suriye Savaşı’nda Teos, Roma ve Pergamon Krallığı’na karşı yer almıştır ve bu yüzden de Apamea Barışı’ndan sonra tekrar Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. 133’te III. Attalos’un vasiyet yoluyla topraklarını Roma’ya bırakmasıyla birlikte Teos, Roma topraklarına dâhil edilmiş ve M.Ö. 129 yılında Roma’nın Asya Eyaleti düzenlemesi ile bu eyalet içerisinde yer almıştır.

Sadece yazıtlar aracılığı ile bildiğimiz Dionysos Sanatçılar Birliği, Teos’ta çok önemli bir rol oynamıştır. Devamlı bir huzursuzluk kaynağı olarak görülen bu sanatçılar topluluğu M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında Teos’tan Ephesos’a (Selçuk) sürülmüşlerdir. Ünlü lirik ozan Anakreon (M.Ö. 572), Antimachos ve Epikürcü Nausiphanes Teos’ludur.

Zengin yapılar

Protogeometik Dönem’den (M.Ö. 11. yy) itibaren iskân gören kentte, özellikle Helenistik Dönem’in en önemli mimarı Hermogenes’in eseri olan Dionysos Tapınağı, Antik Liman, Arkaik Tapınak (Hekatompedon), Arkaik Dönem Akropolü’nün eteğindeki antik tiyatro ve tiyatronun güneydoğusunda yer alan agora, Agora Tapınağı, Bouleuterion, sarnıç ve antik yollar önemli kamu yapılarından birkaçını oluşturmaktadır.

Açık hava müzesine dönüşecek

M.Ö. 1100 yıllarından itibaren yerleşilen antik kentin en zengin olduğu Arkaik (M.Ö. 650-480), Helenistik (M.Ö. 330-30) ve Roma Dönemleri (M.Ö. 30-M.S.395) halen aydınlatılmayı beklemektedir. Özellikle antik kentin Klasik Dönemine (M.Ö. 480-330) ilişkin bilgilerimiz daha da sınırlıdır. Yeni Dönem kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmalarında, M.Ö. 1. binyılın başından itibaren başlayan bu uzun tarih yolculuğunda antik kentin mimarisi, ekonomisi, sosyo-kültürel ve siyasi yapısı araştırılacaktır. Bu bağlamda 2010 yılı çalışmalarına antik kentte günümüzde görülebilen tüm mimari yapıların belgelenmesi ile başlanmıştır. Bu belgeme antik kentin sayısal kent planını ve dolayısıyla kentsel gelişim sürecini ortaya çıkaracaktır. 1700 x 2100 metrekarelik bir alanı kaplayan Teos Birinci Derece Arkeolojik Sit alanında ileri teknoloji belgeleme yöntemleri kullanılarak veriler toplanıyor.

Kısa vadede antik kentin bouleuterion/odeon (küçük tiyatro) ve antik limanında kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirilerek her iki yapının öncelikli olarak Türkiye’nin turizm ve kültür yaşamına katılması sağlanacaktır. Bu bağlamda yaklaşık 500 kişilik olan yapıda çeşitli sanatsal faaliyetler (şiir dinletileri, tiyatro gösterileri, caz festivalleri vb.) düzenlenebilecektir.

Antik kentin büyük dikdörtgen taş bloklarla inşa edilmiş olan limanına ait kalıntılar hem deniz içerisinde hem de kum yığınları altında açık bir şekilde takip edilebilmektedir. Antik Dönem’de gemi ve kayıkların bağlanmış olduğu delikli taşlar günümüzde halen yöre balıkçıları tarafından kullanılmaktadır. M.Ö. altıncı yüzyıldan itibaren zenginliğini deniz ticaretine, dolayısıyla limanlarına borçlu olan Teos, tüm Akdeniz havzasında etkin bir ticari rol üstlenmiştir. Kısa zamanda kazıları tamamlanarak bilim dünyasına duyurulacak olan antik liman, özellikle Anadolu Antik Dönem Liman mimarisi ile tüm Akdeniz havzası liman mimarisi için önemli bir örnek oluşturacaktır. Özellikle Helenistik Dönem’den beri Sığacık, Karagöl mevkiinde yer alan mermer ocaklarından çıkarılan Teos Grisi ve Africano mermer cinslerinin Roma kentine deniz yolu ile taşınıyor olması söz konusu antik limanın önemini daha da artırmaktadır. Karagöl Taş Ocağı çevresinde halen kendine has kesim biçimi ve üzerinde Latince yazıt bulunan 70’i aşkın yarı mamul mermer blok, Karagöl ile birlikte düzenlenerek “Karagöl’den Roma’ya” adlı açık hava sergi alanına dönüştürülecektir.

DERGİ ARŞİVİNDEN